“Büyük Aşkım Beşiktaş’ım” – İsmail Özkan

28 April 2010 Yazan  
Kategori Haberler, Manşet

24871_385301847846_576217846_3702849_2772067_nHayal gözlüm şarkısıyla milyonların gönlünde taht kuran İsmail Özkan, hayal gözlüm şarkısının müziğini kullanarak beşiktaşa bir şarkı yazmıştır. daha önce “İmkiansız Aşk” ve Fikrimin İnce Gülü” gibi dizi müziklerini seslendirerek hayranlarının gönlünü kazanmıştı.

Büyük Aşkım Beşiktaş’ım
Sen Benimsin, Beşiktaş’ım
Hem nefesim, hemde kanım
Sensiz olmaz, asla olmaz
Büyük aşkım, Beşiktaş’ım….

[pro-player]http://www.youtube.com/watch?v=HrfeCTgiDGA[/pro-player]

Bu takımdan 5 yabancı gitmeli

26 April 2010 Yazan  
Kategori Sergen Yalçın


Sergen YALÇIN

Açıkça söylüyorum, başta Ferrari, Tello, Fink yollanmalı. Bunların yanı sıra iki yabancı daha gönderilmeli.

Hedefini kaybetmiş takımlar için böyle maçlar oynamak gerçekten zordur. Beklediğim gibi Beşiktaş için de zor oldu. Karşısında küme düşmeme mücadelesi veren, iyi konsantre olmuş bir Sivas vardı. Beklendiği gibi mücadele gücü yüksek ama futbol olarak vasatın üzerine çıkmayan bir oyun oynandı İnönü’de. Seyircinin geçen haftaki Fenerbahçe maçında kalmış olması da aslında geceyi etkileyen faktörlerdendi.

Hedefsiz, isteksiz olunca…
Mustafa Denizli çok sıkıntılı bir dönemde, elindeki oyuncu grubundan en iyi 11’le sahaya çıktı. Özellikle genç oyuncular Rıdvan ve Necip’e şans vermesi güzeldi. Ama yazının başında da söylediğim gibi hedefi olmayan bir takımda oyuna konsantre olamayan oyuncular vardı. Bir de buna oyunculardaki isteksizlik eklenince Beşiktaş çok da tat vermedi. Oyunun skoru Sivas açısından gerçekten önemliydi. Alacakları 1 puan bile ligde kalması için Sivas’a çok yardımı olacaktı, nitekim konuk ekip istediğini alarak İnönü’den ayrıldı.

Başına buyruk oyuncular var!
Beşiktaş’ta saha içinde çok önemli sıkıntılar var. Bana göre takım oyuncusu olmayan, başına buyruk oyuncular var. Devamlı uzun toplarla Bobo’yu buluşturup, skor yapmak istedi Siyah-Beyazlılar… Ama bu plan Beşiktaş’ın sistemine tersti. Gecenin en büyük yanlışı bu uzun top sevdasıydı. Beşiktaş’ın uzun top oynamasının en önemli nedeni, orta sahada savunmadan topu alıp ileriye taşıyabilecek bir oyuncunun bulunmaması. Bu nedenle gerideki Sivok, İbrahim Üzülmez gibi oyuncular baskı yediklerinde uzun oynadılar zaten yapacakları çok fazla şey de kalmamıştı. Bunun dışında Beşiktaş iki, üç net pozisyon daha buldu ama Holosko çok beceriksizdi. Eğer Mustafa Denizli kesin kalacaksa, bir an önce yönetimle oturup, önümüzdeki sezon kadroya dahil edilecek yabancıları netleştirilmeli. Açıkça söylüyorum, başta Ferrari, Tello, Fink yollanmalı. Bunların yanı sıra iki yabancı daha gönderilmeli.

Hata transferde başlıyor
Her fırsatta söylüyorum, yabancılar gereken verimi veremiyor. Daha üretken, verimli yabancıların transfer edilmesi lazım. Beşiktaş bu yabancılarla devam edecekse, önümüzdeki sezon da işi çok zor. Beşiktaş’ta çok fazla bir planlama yapıldığını da düşünmüyorum. O gün için kim ön plana çıkar, gündeme gelirse Siyah-Beyazlılar onu transfer ediyor! Böyle olunca da daha iş transfer döneminden hatalı başlıyor. Eğer önümüzdeki sezonlarda başarı hedefleniyorsa, ‘yabancı operasyonu’ Beşiktaş için kaçınılmaz.

Mustafa Denizli seyirciye kulak ver

26 April 2010 Yazan  
Kategori Yemen Ekşioğlu


Yemen EKŞİOĞLU

Böyle mi olmalıydı. Geçen sezon bu zamanlarda yer yerinden oynuyordu. Ama dün ortalık hergele meydanıydı. Kimseye kızamıyorum, kızamıyorum da dün maç seyretmekten daha çok küfür etmeye ve eğlenmeye gelen Beşiktaş taraftarının bir bestesi var ki sezonun özetiydi.

“İyisiyle kötüsüyle bu sezon bitti. Canın sağolsun Denizli. Bu taraftar hep arkanda. Seneye korkak oynatma bizi.” Ana fikri taraftar söyledi. Ama ligin son maçında, Denizli yine aynı kafadaydı. Bilhassa ilk yarı; tribün de, sahadaki futbolcu da sezonu kapatmıştı. Halbuki matematiksel olarak şampiyonluk, Şampiyonlar Ligi hatta ön elemesiz UEFA da var. Herkes gırgırında. Hedef olmayınca maçın tadı da tuzu da yok.

Öyle ki MHK, sabrı en geniş hakem olan Kuddusi Müftüoğlu’nu maça göndermiş. O da bütün sezonun nasibini aldı. Dün günahı neydi Kuddusi’nin. Nasibini alan sadece Kuddusi değil. Federasyon, MHK, hakemler, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım… Bugün hep futbol konuşmak isterdik ama maalesef İnönü’de futbolun dışında her şey vardı. Taraftar da biliyordu ligin son maçı olacağını. Eğer ilgili kurumlar eyyam yapmazsa, Manisa müsabakası ya seyircisiz ya da başka bir sahada oynanacak.

Ama benim için güzel bir fotoğraf vardı. Rıdvan, İsmail Köybaşı, Necip, İbrahim Kaş, Nihat Kahveci, Serdar Özkan ve Yavru Kartal 93 doğumlu Atınç Nukan… Denizli’nin kafasına taş düşmüş olacak ki beş gençle sahaya çıktı. Dün korkaklığına bile bakmadım. Önümüzdeki son üç maçta da inşallah böyle devam eder.

Ve son sözüm Ferrari’ye. Sadece Üzülmez’e baksın. Ayakta duracak hali yok. Yerden kalkmadı. Galatasaraylı Jo’dan beter alemlerde. Kulağını birileri bükmesi lazım. Herhalde o ben değilim.

Maç tribünde oynandı

26 April 2010 Yazan  
Kategori Sanlı Sarıalioğlu


Sanlı Sarıalioğlu

Tribünlerin sahanın içiyle ilgisi yoktu. Onlar bir hafta önceki derbide kalmışlardı. Protestolar bitmek bilmiyordu. Federasyon ve hakemler hedef tahtalarıydı. Bu arada Fenerbahçe’ye de bolca gönderme yapıldı. Küfrü, protestoyu tasvip etmeyiz, edemeyiz. Hele hele İnönü’de 23 Nisan münasebetiyle misafir edilen yüzlerce çocuğun önünde. Düşünsenize belki de hayatlarında ilk kez stada gelen bu çocuklara ne de güzel örnek olduk. Lanet olsun…

Ancak bir gerçeği de belirtmemiz gerekir. Hakemler bu sezon sıralamayı belirlemede ciddi birer unsur oldular. Takımların kaderi iki dudaklarının arasında. Bu maçta da inanılmaz hatalar yaptılar. Sivas’ın bir penaltısını çiğ çiğ yediler. Ayrıca bu pozisyonda Sivok’a kırmızı kart çıkarılmalıydı. İkinci yarıda da Kuddusi Müftüoğlu, ikinci sarı kartını Yasin’e çıkaramadı, bir de Beşiktaş’ın penaltına kan doğradı.

İlk yarıda futbol yoktu. Beşiktaş hiç pozisyona giremedi. Takım halinde de sıfırdı. Tek tek bireyler olarak da sınıfta kaldı. Hiçbir oyuncu oyuna ağırlığını koyamadı. Kanatlar çalışmadı. Holosko ve Tello inanılmaz derecede kötüydüler. Bobo yine ileride yalnız kaldı. Hiç yardım alamadı. Bu durumda zorlanması gayet doğaldı. Her şeye karşın bir attı, bir de attırdı. Orta alanda Fink ve Necip oyuna egemen olma adına fazla bir varlık gösteremediler. Uğur karşı kaleyi en fazla düşünen oyuncu oldu. Fakat bir noktaya kadar.

SİVAS İSTEDİĞİNİ ALDI

İkinci yarıda iki takımın da girdiği pozisyonlar vardı. Ve oyun tempo kazandı. Top iki kale arasında gidip gelmeye başladı. Özellikle de 45-55 arası futbol olarak da doyurucuydu. Son vuruşlarda biraz becerikli olsalardı iki takım da gol sayısını arttırabilirlerdi. Özellikle de Holosko gol kaçırma rekorunu kırdı. Bobo’nun ikramında topu ağlara göndermekten başka yapacağı hiçbir şey yoktu.

Bu sezon ikinci kez ilk onbirde oynayan Rıdvan, ofansif organizasyonlarda başarılıydı. Fakat, savunma yönüyle pek güven vermedi. Ferrari, belli ki sakatlığın etkisinden henüz kurtulamamış. Sivok her maçında belirli bir çizginin altına düşmüyor. Necip’ten daha iyi işler beklerdim.

Sivasspor’un amacı tek puanı kapmaktı. Bu nedenle de savunma önlemlerine ağırlık vermişler. Bu arada da kontra ataklarla gol arıyordu. Küme düşme tehlikesini iliklerine kadar hisseden Sivasspor’un mücadelesine şapka çıkarıyorum. Var güçleriyle boğuştular. Sonunda da amaçlarına ulaştılar.

Maç protestolarla başladı. Protestolarla bitti. Her iki takım da futbolu ikinci yarıda hatırladı. El ele kol kola bir 90 dakika noktalandı.

Uysal takım kızgın taraftar

26 April 2010 Yazan  
Kategori Güven Taner


güventaner

Beşiktaş’ta bir hafta önce yılın son büyük hedefinden de kopmuş olmanın, daha yerinde bir söyleyişle ‘koparılmış olmanın’ yarattığı amaçsızlığa düşmüşlük vardı.
İçine yuvarlandığı boşlukta isteksiz, coşkusuz, solgun bir mücadele verdi.

Taraftar içine düşülen bu durumdan ‘dış güçleri’ sorumlu tutuyordu. Çünkü yok yere kırmızı kart gösterilen ve cezalandırılan İ.Toraman ile Ernst’e ve amaçsız kalmaktan sorumlu tutmadıkları teknik direktör Mustafa Denizli’ye sevgi gösterisinde bulundular, güvenlerini gösterdiler.

Ancak TFF Başkanı Özgener’e ve özellikle F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a uzun süren tepki verdiler. Beşiktaş’ın havlu atmasının önde gelen nedenleri onlardı Beşiktaş taraftarına göre. Böyle düşünmekte ve tepki de haklı sayılabilirlerdi, ancak tepkinin küfür yüklü olması hoş değildi ve Beşiktaş bu yüzden ağır bir fatura ödeyecek.

Takım şampiyonluğun gitmesinden sonra, ikinciliği, üçüncülüğü kovalamanın çabasını göstermeliydi. Bu çabanın olmayışı takım için kötü bir nottu. Duruma profesyonel bakamıyorlar demekti bu. Beşiktaş usta olduğu savunmayı bile iyi yapamadı. Avrupa’da ‘az gol yiyen takımlar’ klasmanında önde olmak, pek değer taşımıyor. Bu ancak yeterince gol atabilirsen değer kazanır. Az gol yemek, bırakın Avrupa’yı Türkiye’de bile iş yapmadı görüyoruz.

Sivasspor’da da tehlikeden kendini kurtarmanın coşkulu bir çabası yoktu. Ya da o çabayı gösterecek gücü taşımıyordu.

Beşiktaş kaşına kaşına gol yiyecek derecede uysal oynadı. Golü yedikten sonra geri düşmenin itişiyle kendini zorlaması dünkü tek olumlu yanıydı. Üç hafta aradan sonra gol attı takım! Holosko ile net pozisyonlar harcadı. Bir penaltısı verilmedi. Bunlar çürük dolu kasadan seçebildiğimiz meyveler. Beşiktaş büyük takım olduğunu unutmadan, boynu büküklükten kendini sıyırıp kalan tüm puanları toplamanın güvenli çabasını harcamalı.

Bu da kapak olsun!

26 April 2010 Yazan  
Kategori Turgay Demir


Turgay Demir

Derbi sonrası gözü dönmüş fanatiklerden gelen onca mesajın içi bomboştu. Hep kendilerine yontmuşlar. Sayıları çok az olsa da bazı okurlarım da inanılmaz duyarlıydılar. Onlardaki bu duyarlılığı ne yazık ki Fenerbahçe yönetimi bile gösteremedi. Hiç utanmadan Bilica’ya sahip çıktılar. Yazıklar olsun. Şu gerçeği fark ettim ki sportmenlik anlamında bazı okurlar, yöneticilerden çok daha önde. Ne mutlu bana, güzel insanlar okuyor köşemi. İşte o mesajlardan bazılar. Gönderenlerin hepsinin yüreğine sağlık.

ALİ ÇETİN: “Abi, yarın ki yazınızı okumadan göndermek istedim mesajı. Tekrar hatırlatayım ben Fenerbahçe taraftarıyım. Bu akşam oynanan maçta aldığımız galibiyete sevinemedim bile. Fenerbahçe’ye böyle çalışan hakem görmedim. Özellikle sizin üzerinde durduğunuz Serkan Gençerler Fenerbahçe’ye leke düşürdü! Yazık çok yazık, tek bir pozisyon vermeden lehimize geçen maçı katletti! Hakemin üç metreden görmediğini Serkan Gençerler 40 metreden nasıl gördü anlayamadım. Orta hakemin yanlış üç kırmızı kart göstermesine neden oldu. Türkiye Kupası’ndaki Selçuk Dereli gibi berbattı.

Sağduyulu taraftarlar
MUSTAFA HALICI: Her maçta bir sürü hakem hatası oluyor. Kızıyoruz, bağırıp isyan ediyoruz. Zamanla geçiyor. Bu öyle geçiştirilecek bir şey değil. Galibiyeti, olası şampiyonluğu mundar etti. Neyi değiştirir bilmem ama tanıdığım bütün Beşiktaşlı arkadaşlardan özür diledim. Umarım kulüp bugün Bilica’nın ilişiğini keser onunla. Bunu hemen şimdi şampiyonluğa koşarken yaparsa anlamlı olur. Sezon sonu gönderirsen geçmiş ola.

ÖMER HAN: Bir Fenerbahçeli olarak tarafsızlığınızdan ve eleştirilerinizi yaparken kimseye yaranma güdüsü içerisinde olmadığınızdan ötürü sizi tebrik etmek isterim.

MEHMET EMİN KAYA: Bir Fenerbahçeli olarak Bilica’nın hareketi sonunda kendimden utandım. O hareket tuttuğum takımdan soğuttu beni yönetim derhal o futbolcuyu göndermeli. Not: Bu okurların düşünceleri, bazı yöneticilerin yazdığı ve kalemşörlerin de her gün sayfa sayfa “okutmaya” çalıştıkları “Eyyam” kitabına “KAPAK” olacak cinstendir.

İşte yeni transferler!

23 April 2010 Yazan  
Kategori Haberler

Beşiktaş`ın iki yeni ismi dün Ümraniye`deydi…

Gana’dan gelen ve denenmek için A2 takıma katılan Clemente, sergilediği performansla göz doldurdu. Ganalı genç yeteneği, Mustafa Denizli de beğenirse A takımla çalışmalara katılacak ve yeni sezonda değerlendirilecek. Bir diğer yeni isim ise ilk profesyonel imzasını dün atan Atınç Nukan’dı… A2 takımda ortaya koyduğu görüntüyle alkış toplayan 17 yaşındaki Akınç, A takımla çalışmalara başladı.

Fanatik

Tello ve Fink Yolcu

23 April 2010 Yazan  
Kategori Haberler

Gelecek transferlere yer açmak için sezon sonunda kadrosundan üç yabancısını feda edecek olan Beşiktaş`ta gidecekler listesinin başında Michael Fink ile Rodrigo Tello`nun adlarının geçtiği öğrenildi. Teknik direktör Mustafa Denizli`nin Fink`i şimdiden gözden çıkardığı, Şilili Tello`nun durumu hakkında da kalan 4 haftadaki performansına göre karar vermeyi düşündüğü öğrenildi. Siyah-beyazlı yönetimin gönderilecek iki yabancının yanı sıra Mustafa Denizli`nin raporuyla kadroda ciddi bir değişikliğe gidebileceği de konuşuluyor.

Sabah

CANER ATAĞI

23 April 2010 Yazan  
Kategori Haberler

Arda ile kavga ettikten sonra gözden düşen milli oyuncunun yeni sezonda siyah-beyazlı formaya yakın olduğu belirtildi

Galatasaray`ın yeni sezonda kadrosunda düşünmediği Caner Erkin`in, Beşiktaş yolunda olduğu öğrenildi. Galatasaray yönetiminin, sarı-kırmızılılarda kiralık oynayan ve Rus kulübü CSKA Moskova`nın malı olan Caner`in, 3.5 milyon euro`luk bonservis bedelini ödemeyi kabul etmeyeceğini bildirmesi, siyah-beyazlıların iştahını kabarttı. Beşiktaş, bu transferi bir an önce bitirmek amaçında. Milli oyuncu, geçtiğimiz günlerde Arda Turan ile idmanda kavga ettiği için iyice gözden düşmüştü.

DAHA ÖNCE İSTENDİ

Caner`in menajeri Batur Altıparmak ise geçtiğimiz sezon Beşiktaş`ın renklerine katmak için büyük uğraş verdiği milli futbolcuya yeni sezonda Beşiktaş forması giydirmek istiyor. Sol kanatta oynayan 21 yaşındaki Caner, sarı-kırmızılı forma altında bu sezon 16 Süper Lig maçında oynadı. Gol atma başarısı gösteremeyen Caner, 1 asist üretti. Avrupa Ligi ve Ziraat Türkiye Kupası`nda ise 10 karşılaşmada ter dökerken, 3 gol ve 2 asistle takımına katkıda bulundu.

Volkan’dan şampiyonluk kurtarışı

19 April 2010 Yazan  
Kategori Sergen Yalçın


Sergen YALÇIN

Şok golle başlayan derbide sezon boyunca zaman zaman eleştirilen Volkan, kurtardığı penaltıyla belki de Fenerbahçe’yi şampiyon yapacak. Şunu söylemek lazım; Beşiktaş’ın hem başladığı kadro, hem de sonradan yapılan hamleler bitişi oldu. Devre arasında Uğur İnceman’ın, 81. dakikada Serdar’ın, 85’te de Holosko’nun oyuna girmesi son derece yanlış. Siyah-Beyazlılar’ın sahadaki dizilişi de bir anlamda sonunu hazırladı.

Çift sol beke rağmen!
Beşiktaş’ta bu derbiyi oynamaya hazır olmayan futbolcu sayısı fazlaydı. Bazı oyuncular henüz derbi oynayacak seviyede değiller. Ben Beşiktaş’ın ligin bu haftalarına kadar şampiyonluk potasında olmasını başarı olarak görüyorum. Çünkü sezon başından bu yana yapılan yanlış transferler, sezon içinde çok büyük maliyetlere alınıp takıma katkı sağlamayan oyunculara rağmen Siyah-Beyazlılar yine de son 4 haftaya iddialı girmeyi başardı. Bu kadar üretken olmayan oyuncunun bir arada olduğu takımın bu kadar az gol atması da gayet doğal.

Beşiktaş’ta anlayamadığım birçok konu var. Holosko’nun 85’te oyuna girmesi, 90 dakika boyunca iki sol bekle oynaması… Çift sol beke karşın Fenerbahçe’nin birçok pozisyona bu kanattan girmesi… Bundan sonrası için hem Mustafa Denizli, hem de yönetim şapkasını önüne koyup yaptıkları hataları gözden geçirmeli. Yıldırım Demirören’in yanlışlarını değerlendirmesi, özellikle de transfer döneminde yapılan hataların tekrarlanmaması için büyük çaba sarfetmesi gerekmektedir. Yoksa Beşiktaş’ın bundan sonraki senelerde ve devamında bu transfer politikasıyla, futbol hayatını noktalamış isimlerin yer aldığı kadrosuyla işi biraz zor.

Emre ve Bilica atılmalıydı
Fenerbahçe’ye gelince… Sahada ne yaptığını ve kazanmak için nelerin gerektiğini bilen oyunculardan kurulu bir takımdı. Özellikle maçın başında attıkları gol ve peşinden kaçırılan iki, üç pozisyon Fenerbahçe’nin ilk 45’te maçı koparmasına yeterdi. Ancak Sarı-Lacivertliler girdiği net pozisyonlarda golü bulamayınca, oyun zorlaşmaya başladı. Fenerbahçe’de skoru koruma telaşı başladı. Bobo penaltıyı atsaydı bu telaş Fener adına pahalıya mal olacaktı. Fakat Brezilyalı oyuncunun kaçırdığı penaltı Beşiktaş’ı artık ligde 4. sıraya yerleştirdi. Fenerbahçe çok iyi mücadele etti, çok istekli oynadı. Ancak zaman zaman çok sert fauller yaptılar. Özellikle Emre ve Bilica’nın 90 dakika boyunca sahada kalmaması lazımdı. Hakemin en az birini atması gerekirdi, ama beceremedi.

Haftaya lider olur
Tamamen Alex’e bağlı bir Fenerbahçe… Kaptan’ın dağıttığı toplar, oyunu istediği zaman hareketlendirip, tempoyu ayarlaması ev sahibinin en önemli kozuydu. Alex’in yorulmasıyla son 30 dakikanın insiyatifini Beşiktaş’a bırakan, oyunu kendi yarı sahasında kabul eden bir Fenerbahçe vardı. Bunda Alex’in yorulması büyük etkendi. Fenerbahçe’nin yolu biraz daha kolay gibi. Çok zor bir maçı kazanarak Beşiktaş’ı yarışın dışına attı, hem de bundan sonrası için avantaj yakaladı. Gelecek hafta Galatasaray-Bursaspor maçı var. Bursa’nın İstanbul’dan çıkması zor görünüyor. Fenerbahçe 31. haftayı da galip kapatırsa, bitime üç hafta kala şampiyonluğun bir numaralı adayı olur.

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123

Google Adsense Popup Engellenmeyen Reklam Kodu